Top

Ne Fark Eder ki!’nin 6. yıl dönümü bugün

Ne Fark Eder ki!’nin 6. yıl dönümü bugün

Ne Fark Eder ki!’nin 6. yılı!

6 yıl olmuş Ne Fark Eder ki!’nin yayınına başlayalı. Bunun bendeki sevincini tahmin edemezsiniz. Ama buruk bir sevinç de olduğunu söylemeliyim. Çünkü kazandığım takipçiler, kaybetttiğim takipçiler arada paylaşınca okuyan dostlarım görüyor ki son zamanlarda düzgünce hiç yazmadım. Aylık 1-2 yazıyı bile zor yazdım hatta.

Yaşasın! Ne Fark Eder ki!'nin 6. yılı

Ne Fark Eder ki!’yle geçirdiğim 6 yılımın özeti

Neredeyse her öğrendiğim şeyden bir şeyleri sizlerle paylaşmaya çalıştım. Profesyonel hayatımda yaşadıklarım nedeniyle ya vakit bulamadım ya da bir projenin başarılı olacağına inanamadım. Şu anki düşüncem ve planlarım birazcık daha farklı tabi.

Teknik servis uzmanı olarak pis ortamdan ve elde edilen paradan memnun olmamak cidden normaldi benim için. Alerjim var toza kısaca. 🙂 Kendimi geliştirmeye devam ettim okurken farklı alanlarda. Uyumadım desem yeri var son 9 yılda. Bu sene başladım düzgünce uyumaya hatta. Alttakiler de sürecin özeti…

Tasarım işinden vazgeçtim geçtiğimiz bu 6 yılda. Benden daha iyi olanlar bu işi yapmalıydılar. Tasarımla hobi olarak ilgileniyorum tabi hala.

Yazılım işini de es geçtim. Öğrendiğim ve uygulamalarını yaptığım, arayüz ve arka plan yazılımları ve dilleriyle çok iyi kod yazabildiğimi ve daha doğrusu kimsenin takmadığı kuralları taktığımı biliyorum. En güncel gelişmeleri takip ediyorum hala. Ajanslarda ve projelerde bunun bir yararını veya tebriğini göremedim o ayrı. Bugüne kadar 2700’den fazla yazılım projesi geldi geçti elimden. Ama bu geçtiğimiz 6 yılda rastladığım müşteriler ve ajanslar nedeniyle onu da profesyonel veya bu işe katlanabilenlere bıraktım. Yine hobi olarak ilgileniyorum ve özel zevkli projeler denk gelirse neden olmasın diyorum. Şu da olabilir; olur da sağlam bir yatırım bulabilirsem veya kendimin, öz kaynağımı oluşturabilirsem yine bunlarla bir iş gerçekleştirebilmek istiyorum. Sadece ülkemizin ajanslarının ve müşterilerinin bu tip bir zihniyete ve vizyona sahip olmadığını düşünüyorum. Belki gerçekten hala 50 yıl geriden geliyoruz ülke olarak.

Siber güvenlik de benim ilgi alanım ama onun işini bu ülkede yapmak gerçekten hayal. Bir yerlerde hiç tanıdığımız da yok üstelik. Kurumsal iş alabilmek biraz zor kısaca.

En iyisi bildiğim işi yapayım dedim. Dijital medya, reklam, interaktif pazarlama bütününde reklam. Benim geldiğim yer sosyoloji olduğu için ve okurken çalıştığım kreatif alanlar zaten beni bu yöne itmişti ilk 2 yılımda. Kreatif metinler, görsel analiz, raporlama ile başladım. Sosyal medya ve reklam ile geliştirdim kendimi. Önce kitaplardan sektörün sözde uzmanlarının yaptığı hataları gördüm. Doğrularını öğrendim. Sonra stratejiler geliştirecek hamleler yaptım. Growth hacking’i öğrendim ki tasarım ve yazılım biliyor olmam avantajlı kıldı beni. Sonra 3 seçim kazandırdım öğrendiklerimle, kısıtlı bir bütçeyle. Dedim ki bilgi açısından hala öğrenecek çok şey var ama bir şeyler yapabiliyorum artık. Kısaca kendi başarı çizgimi geçtim bu alanda.

Bir iş kurma düşüncemi bıraktığımı söyleyemem. 🙂 O iş hala bende (Şu an yürüttüğümüz Voltaj Studio’nun ve HYTürkyılmaz’ın gerçekleştireceği bir projeyi kastediyorum). Bunda da şöyle bir eleştiri yerine hikayem var. Bin defa yaşamışımdır belki;

Bir müşteri benimle temasa geçer. Ziyaret etmek için şehirler arası yolculuk yaparız veya o kıvamda bir yola koyuluruz. Varırız şirketlerine, ofislerine veya derme çatma bir dükkana. İçeri gireriz el pençe divan bir sahne… Çaylar, kahveler, ikramlar…

Asıl konuya girip sunumlar yaparız. Sorular cevaplanır. O esnada asıl yetkili kişi gelir. Bizler şaşırırız tabi. Boşuna mı anlattık o kadar şeyi acaba? Evet. Tekrar anlatırız her şeyi…

Kazanacaklarının garantisini vererek (hiçbir şey garanti değildir, ama aşağı yukarıda kazanılacak bellidir başarılı bir işte. Minimum başarı oranında kazanılacak şudur derim daha doğrusu.) Şaşırırlar buna. Eğer gerçekten bunu kazanabileceksek yüz binlerce para helal olsun denilir. Çok güzeldir.

Sözleşme 2 gün sonrasına denilir para transferiyle. Ertesi gün telefon çalar, tekrar davet ediliriz ve anlatım talebi edilir yine. Kısmet dersin. Tekrar gidersin anlatırsın. Bu sefer tamamdır. Ama cepte veya masada para yoktur. Getir sözleşmeyi imzalayalım derler. Cepte para olsa bu kez o para teklifinde bahsettiğin 12 saat boyunca anlattığın sunumda bahsettiğin fiyatın 5’te biri vardır. Anlaşma bu kez sen böyle anlatmadın ki ama diyerek baltalanır.

Üstelik bu insanlar dolandırılmış kişiler. Bizle olan anlaşmalarını ve bize olan taleplerini bırakıp yine dolandırıcılarla anlaşma yapıyor ve para kaybediyor.

Saatler ve yol masrafıyla bana yaklaşık 2-3 bin tl zararı olur. Bu senaryoyu geçtiğimiz 6 yılda en az 15 defa yaşadım. İsimler ve olaylar bende saklı.

Biz müşterilerimizle sürekli böyle değiliz tabi mükemmel kişilerle de çalışıyoruz.

İnsanlardan çok mükemmel tepkiler alıyoruz, hakaretlerle dolu yorumlar da alıyoruz. Veya kendilerini sektörün yücesi belleyenlerin dinlemeyen tavırlarıyla ve aşağılamalarıyla karşılaşıyoruz. Ama bu bile bence yaptığımız işin doğru olduğunu gösteriyor. Markayla da çalışsak markasız da çalışsak işimi doğru yapıp vaad ettiğimi sunabiliyorsam başarılı olmuşumdur. İçinde kötülük olanlar kötülükleriyle istediğini yapabilir bana zararı dokunmadığı müddetçe.

Bu paragrafı okuyabildiyseniz teşekkür ederim cidden ben bile yazarken bıktım.

Ama bunları yaşasam da umudu ve hırsı kaybetmedim. Bunları kaybetmiş olsam. Başarısızlığın dibine vururdum diyebilirim. Şu an Bilge Adam’da Dijital medya eğitmeniyim. HYTürkyılmaz ve Voltaj Studio ile yaptığımız interaktif pazarlama ve reklam hizmetleri devam ediyor. Tehdit adlı filmimiz için senaryo çalışmalarımız var. Kısaca şu an kafam rahat, durum güzel. Müşterilerimiz güzel. Öğrencilerim güzel.

Okul bitti, tatiller bitti, ajanslar bitti, projeler bitti neler başladı ve bitti. Ama ben hep aynı ben değilim tabi. Kendime yararlı olduğum müddetçe sizlere de yararlı olurum diye umut ediyorum.

1004048_10151676966617770_1749551179_n

 

Ne Fark Eder ki!’nin 6. yılına özel benden bir çift öneri

Ne yaparsanız yapın sadece tek bir işte uzmanlaşın.

Ve benim gibi blog tutmayın. Tutacağınız blog mikro bir konuda ve daha düzenli ve verdiğiniz söze uyduğunuz bir blog olsun. Belirsizliği kimse sevmez. Ben bile…

Teşekkürler

Şu ana kadar blogumdaki yazıları okuyan, iyi ya da kötü her türlü yorumda bulunup tepki veren herkese teşekkürlerimi sunuyorum.

Sonrası için umudum var

Söz vermiyorum ama elimden geldiğince yeni haberler ve hyturkyilmaz.com’da yazamadığım şeyleri burada aktarmaya çalışacağım. En azıdan rss ve eposta takipçileri için avantajlı olacaktır bu durum. Çünkü ben medya takibi canavarıyım. İlk ben duyarım kaynağından sonra.

Sitemin tasarımı hazır ve ücretli tema da olsa, yazılarımı düzgünce yazabildikten sonra temiz bir tema tasarımı ve geliştirmesi planlamaktayım!

Bu da bu blogu düzgünce yazamayan bana bir kurabiye ironisi;

Sana bir kurabiye

Siz neler düşünüyorsunuz? Yazımızı beğendiyseniz aşağıdaki butonlardan tavsiye edebilirsiniz, paylaşabilirsiniz veya yorumlarınızı sunabilirsiniz. Teşekkürler okuduğunuz için!

Bir önceki yazımız olan Akorlar ve basılışları başlıklı makalemizde akorlar, basilis ve gitar hakkında bilgiler verilmektedir. Daha fazla yazımızı görmek için HYTürkyılmaz Dijital pazarlama ve growth hacking blogu anasayfası'yı ziyaret edebilirsiniz. Yazımızı aşağıdaki paylaşım butonlarıyla paylaşarak sevginizi yayınız! Teşekkürler!

Hasan Yasin Türkyılmaz

Sosyolog, dijital stratejist. Dijital medya, reklam ve growth hacking eğitimleri ve hizmetleri sunarım. PC, konsol fark etmez. Oyun oynamayı severim.

Tüm yazıları - Websitesi

Beni takip edin!:
TwitterFacebookLinkedInPinterestGoogle PlusDiggFlickrStumbleUponYouTubeYelpRedditDelicious