Top

Hasan Yasin TÜRKYILMAZ Dijital pazarlama uzmanı, growth hacker, dijital stratejist, eğitmen

  • All
  • Dijital medya
  • Dijital reklam
  • Dijital strateji
  • Eğitim
  • Growth hacking
  • Haber
  • İnceleme
  • Kişisel
  • Kurumsal
  • Markalar
  • Medya
  • Rehber
  • Teknoloji

Sağ elimizdeki parmakların ismi p-i-m-a-x / baş parmak- işaret parmağı- orta parmak- yüzük parmak- serçe parmak Sol elimizdeki parmakların ismi 1-2-3-4 Bunlar sağ elle gitarı çalanlar için...

2009 yapımı, Run Howard yönetmenliği ve Tom Hanks’in başrolü… Güzel bir film olması için tabiki bunların biraraya gelmesi gerekmiyor. Gerek filmin konusu gerekse ilginç anlatım tarzı ki senaryonun gücü tabi yadsınamaz, filmi etkileyici kılmış.

Filmin tamamı Katoliklerin, Vatikan’ın ve Papa’nın propagandalarıyla geçmekte. Konu içinde hep bilim ve din çatışması var.Tıpkı gerçek dünyada olduğu gibi. İnsanlara öykü anlatılırken hem gerçeklik havası verilmeye çalışılmış hem de arada bilgiler sunuluyor. Da Vinci Code  kitabını okuyanlar bilir bu tarzı… Ama bence bize asıl verilmek istenen düşünce; “Bilim ve inanç, biraradayken bize yol gösterir.

Basit de bir eleştiri sunmak istedim ki Katolik kilisesi bilime karşı çıkan bir kilise herkesin bildiği kadarıyla. Ama orada pederden tutun da kardinallerin çoğu bilim adamı gibi ” You will see the light,son! (Evlat, ışığı göreceksin- aydınlanacaksın- ) gibisinden sözler sarf etmeden bilimsel işlere kafa yoruyor. Kısaca; yaptığınız propagandayı biz yemeyiz. Şimdi size filmden bir sunum yapayım;

Film; Papa’mızın ölümü ve Papa Mührü olan yüzüğü imha ederken hem onun evlatlığı hem de peder ve yardımcısı olan kişinin gösterimiyle başlıyor. Altın kaplama çekiç metal harvadan yapılmış altın kaplama yüzüğü parçalıyor ve mühür  haline geliyor mezar için. Olayların başlaması gerek ve Cern’de yapılan deneylere; anti-maddenin oluşum aşaması ve onun çalınmasına geçiliyor. Sonra simgebilimci sıfatıyla çağırılan profesör yani Tom Hanks devreye giriyor. Sütun kapma yarışı başlıyor. Filmde çok fazla vahşet ve kanlı sahnelerle karlaşabileceksiniz, tempo da hiç düşmeyecek, belki göz yaşlarına boğulacaksınız… Ama izleyeceksiniz.

Rü’yet-i Hilal

Oruç ibadeti Ramazan ayında farz olduğundan, Kameri takvime göre Şaban ayının bitip Ramazan ayının başladığını bilmek koşuludur. Şer’i açıdan bunun kanıtı, Ay’ın, Şaban’ın son gecesinde incecik hilal biçimiyle görülmesiydi. Bu amaçla kent kadıları -İstanbul’da da meşihat (şeyhülislamlık)- “yevm-i şekk” (kuşkulu gün) denen Şaban’ın 30. günü önlemler alır tepelere gözcüler çıkartılır, hilali  görenler koşarak haber verirlerdi. Bunun üzerine kadının huzurunda hemen uydurma bir davaya bakılır; iki kişiden biri sözde alacaklı, öteki borçlu olur; alacaklı: “Ben bu adama Şaban’ın son günü vadesiyle şu kadar borç vermiştim. İşte tanıklarım, Ramazan hilalini görmüşler!” der; kadı tanıklara sorar, onlar da hilali gördüklerini, dolayısıyla borçlunun borcunu ödemesi gerektiğini bildirirlerdi,Kadı, bir yandan hükmünü verirken diğer yandan, mahkeme ortamında

GG

GG bildiğiniz üzere bir eBay ortağı alış veriş sitesi. Bayagı da bir güvenlikli ve kendine has bir kalitesi var. Kullananlar bilir, çok güzelce ve zevklice alışveriş yapar insan ve tekrar yapası gelir ama kredi kartı limiti buna izin vermez. Hele ki teklif verdiğiniz ürünleri takip edip ‘O benim olacak! O benim olacak! ‘ dercesine bir hırsla takip eder insan, ama son saniyede başkası teklif etmiştir ve ürün başkasına gitmiştir. En komiği de şu olur; kimse ürüne teklif vermemiştir ve ürünün teklif fiyatı ile hemen al fiyatı arasında dağlar kadar fark vardır. Siz bir teklif verirsiniz bir kaç sn sonra da teklif biter ve ürün size kargolanır.

Yeni bir şeylere sahip olmak kadar güzel şey yoktur. Dükkandan aldıysanız biraz heyecanı azalmıştır ama internetten almak çok farklı çünkü hiç görmemişsinizdir. Geleceğinde nasıl görüneceği konusunda hayal kurarsınız. Eskiden postacıları beklerken çarpan yürek şimdi de her “… Kargo” yazan kargocuyu bekler aynı çarpan yürekle. Bir bakıma kendinize hediyedir ürün beklediğinizden güzel çıkarsa; kötü de çıkabilir ki nadir bir olaydır bu da. Kısmet meselesi… Heyecanla gelen kargoyu açarsınız kargocu gittikten sonra. Paketi açar maket bıçağıyla keserek incelersiniz. Şaşırırsınız çünkü ilk defa gördünüz ve mutlusunuz. Ürün beklediğiniz gibi… Peki şimdi ne olacak? Ürün satıcısına para aktarımı yapmalısınız.

Herşeyi internetten en azından 6 saatte 1 takip etmek zorundasınız. Bu yüzden GG, kendisini takip etmesi için kullanıcılarının diye bir mobil sayfa hazırlamışlar. Sayfaları gerçekten kullanışlı ve kaliteli. Sayfaya girdiğinizde sizi kısa ve gerekli olan menuleriniz karşılıyor. Sayfa bu arada çabucak açılıyor. Satışlarınız, satın aldıklarınız, mesajlarınız, teklifleriniz felan… Telefonla hepsini inceleyebiliyorsunuz. Bilgisayardan uzak olmanın dezavantajını telefonla avantaja çevirebiliyorsunuz. GG bu konuda tebrik edilmeli.

Sabah erken kalkarım yani öğle olmadan. Kalkar kalkmaz modemi, pc’yi, hoparlörleri ve monitörü açarım tek tek. Sonra bir müzik açarım yüksek sesli ve gider elimi yüzümü yıkar; geldiğimdeyse yatağımı toplar ve perdeleri açarım. Sonra bilgisayar başına geçip sandalyeye otururum ama dik olarak değil. Sandalyem ergonomik olmadığı için(tahta bir sandalye) biraz kaymış vaziyette biraz yatmış misalde otururum.

İlk önce Mozilla’ya tıklar ana sayfam açılır. Gmail sekmesine tıkladığımdaysa zaten ne kadar e-postam varsa gmail hesabıma yönlendirilmiş olduğu için bütün hepsine bir anda ulaşırım. Ayrıca gmail’in bir de ‘reader’ özelliği var tabi… Oradan da tüm takip ettiğim arkadaşlarımın sitelerine bakarım, yeni yazıları var mı diye; haberlere bakarım, teknolojideki son noktaları görürüm. Neredeyse her sabah 7000 sayfalık 1 kitap kadar yazı okurum, hızlı okumam sayesinde. Sonra takvime geçer daha önceden planladıklarımı görür uygulamaya koyar ya da tedbirimi alırım.

Sonra sitemi yazar ve arkaplanına geçerim. Hımm… Yorumlar var. Okuyup cevaplar verilir. Sonra yazmak için editörü açarım. Hangi konuda yazacağım önceden bellidir. Ya dün geceden kağıda dökmüşümdür ya da bir olay o kadar sinir etmiştirki beni karalama yapmışçasına yazarım. Ya kendi çektiğim bir fotoğrafı ya da nette bir arkadaşın çalışmasını ödün çalarım… Sonra yazıyı, ben tekrar inceledikten sonra yayınlarım.

Medya insanları nasıl yönlendiriyorsa insanlarımız da mecburen ona göre davranıyor. Şaşılmaz derecede bir etkisi var insanlar üzerinde ki su götürmez bir gerçek. Kapitalist devler reklamını yapar. İnsanlarımız; çeşitli ürünlere sahip olanlara sosyal statü atfedildiğini, ürünleri alınca o değerlere de sahip olacağını sanır. Bir zamanlar sigaralar reklamda boy gosterir kovboy felan çıkardı. Sonra acayip bir hamleyle sigarasını yakardı. Bizim inşaattaki amele de kot pantolon giyip, cebinde nokia’nın en iyi telefonu olup ağzında da Marlboro sigarası olursa kendisine yüksek bir değer verildiğini sanır. Neyse konumdan saptı biraz sanki…

Coca Cola’nın bizim güzel ramazanımızla ne alakası var. Coca Cola’nın kazancı içki içmeyen müslüman ülkelerde artış gösterdiğini ve kârlarının nasıl arttığını 21 Temmuz’da(kriz zamanında) nasıl arttığını açıkladılar. Haber şöyleydi;

“Dünya markası Coca Cola kriz dinlemedi. Yılın ikinci çeyreğinde satışları düştü ama karı yükseldi. Coca-Cola, yılın ikinci çeyreğinde satışları düşmesine rağmen karını yüzde 43 artırdı.

Dünyanın en büyük meşrubat üreticisi şirket, 3 Temmuz’da sona eren ikinci çeyrekte karının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 43 artarak 2,04 milyar dolar (hisse başına 88 sent) olduğunu açıkladı. Şirketin geçen yıl aynı dönemde karı, 1,42 milyar (hisse başına 61 sent) olmuştu.

Şirketin, aynı dönemde satışları ise yüzde 9 gerileyerek 8,27 milyar dolar oldu.”(internethaber)

Ve bizim %60′ müslüman diye tabir edilen halkımız ki ne mükemmel dinamiklere sahip bir ülkeye sahibiz; reklamı yapılan, ramazanla ilişkilendirilen hatta eski ramazanlarla ilişkilendirilen, yeri geldiğinde Amerika’nın savunma sanayisine iyi derecede maddi yardım yapıp haçlı seferlerini hem ticari hem askeri yönden gerçekleştireceklerini ifade eden bir şirketin ürününü lıkır lıkır içer…

1668-1774’te yaşamış bir insan. Yeni Bilim adlı eseriyle ön planda. Bu eseri; tarihi, üç ayrı aşamasıyla (yani Tanrılar çağı, kahramanlar çağı ve insanlar çağı) karakterize edilen ve böylece içkin anlamla donatılan bir süreç olarak açıklayarak anlaşılır hale getirmeye çalışmaktaydı.

Vico,”bütün tartışmaların üstünde duran bir hakikatin ebedi ve hiç sönmeyen ışığı parlar; sivil toplumun dünyası kesinlikle insanların eseridir.”(Vico,1948,Pasaj 331)

Yeni Bilim’in genel argümanı, insan toplumunun, eylemin ürünü olarak tanımlanan insani ilişkiler ile tarihsel ve toplumsal kurumlardan oluştuğu yönündeydi.

Vico, insan doğasının, aile gibi kurumların tarihsel gelişimi içerisinde açımlanıp ortaya konulması gereken belirli ilkelerde temellendiğini kabul ediyordu.

Pazar günü erken saatte çıktık yola ailecek. Çubuk yollarından geçerek vardık serin havasına sahip olan Karagöl’e. Belki çoğu insan adını dahi duymamıştır bu gölün.

Karagöl şehir merkezinden 75 km uzaklıkta. Dağların arasında mükemmel bir yer. Trecking yapmak için ideal. Eskiden balık da tutulurdu ama artık yasaklanmış. Balık da kalmamış olsa gerek ama kurbağa ve yılanları görebilirsiniz.

Orası ayrıca bir piknik alanı gölün çevresi tamamen masalar dolu. İnsanlar pek temiz bırakmamışlar. Cahilliklerine veriyorum bunu da. Şu an özelleşmiş konumda orası ama yine de temizleyen bir ekip yok. Pek bakılmayan bir tuvaleti var. Bir maç sahası, basketbol sahası var tabi onlar da bakımsız. Çeşme de var tabi 1-2 tane… Araba parkı da sorunlu. Başkasının düşüncesizliğine maruz kalabilirsiniz. Bir başkasının da düşünceliliğine maruz kalabilirsiniz. Çünkü avea orada çekmiyor. Tek çeken hat turkcell olmalı… Birisi arabanızın önüne veya arkasına park edip de avea numarası bırakırsa sinirinizden gülersiniz.

Çok güzel vakit geçirilebilecek bir ortamda. Sessizlik arıyor olabilirsiniz.

Windows 7 tabanı üzerinde host işlevini gerçekleştiren Virtual Pc programının gerçeğe en yakın sürümü indirilmeye hazır. Yalnız Türkçe kullanım ara yüzünüe sahip değil. Host olarak Windows 7 sistemlerinde çalışabiliyor ancak. On Board yani anakart üerindeki bir ekran kartıyla da çalıştırılabiliniyor. 2,00 gb ram lere ihtiyaç duyuyuor. Çevresel Windows gereksinimleri için ortalama 15 gb bir alan ve yüklemenin yapılabilmesi içinse 20 mb yeterli…

Buradan indirebilirsiniz

Microsoft’un sanallaştırma teknolojisinin en son ürünü… Windows7 tabanlı bir pcden bir kaç tıkla sanal/çevresel yönetimlerinizi halletmenizi sağlar.