Category

Sosyoloji

Category

Emile Durkheim, sosyolojinin kurucularından sayılan Fransız Sosyolog ve İntihar adlı önemli araştırmanın sahibi. Durkheim, intiharı incelerken 5 Avrupa ülkesini incelemiş dönemine ait. O dönemin istatistik verileriyle analizlerde bulunmuş. İlk önce intiharın tanımlaması, sonra inceleyeceği konuya dahil olmayan çeşitleri, sonra dahil olanları içinde ayrımını, nedenlerine ne toplumsal olgu olduğunu kanıtladığı intiharın türlerini teker teker ele almıştır. Çalışmanın çoğu yerinde yer alan istatistikler ve çalışma ve iddiasını destekleme biçimlerini incelediğimizde çağımızda nasıl yöntem kullanmamız gerektiğini bize gösterdiği…

Ne yapıyorum biliyor musun? Hayalini kuruyorum. O ânın hayalini kuruyorum. O kişiyi, yumruklarımla suratını dağıttımın hayalini kuruyorum. Sonunda, kafasına tekme atıyorum ağır olan ayakkabımla. Hareketsiz kalınca bırakıyorum.

Ya da tam tersi oluyor. Bu sefer ben dayak yiyorum. Ben hareketsiz kalınca bırakıyor. En kötü ihtimalle; silahla vs bir araçla yara alıp ölüyorum ya da boynum kırılıyor vb. birşey ile hayalimi sonlandırıyorum.

Öfkem hala sonlanmadıysa metal müzik dinliyorum. Genelde bu iyi birşey değil. Sakinleştirdiği gibi öfke iyi iyi artabiliyor da. Ama imkanım varsa yüksek seste sevdiğim müzikleri dinlerken yatağıma yatıyorum sırt üstü. Kesinlikle belli bir zaman sonra sinirim geçiyor ve eski mutlu ben geri geliyor.

Böylece hem öfkemi kontrol altına alıyorum hem de canım yanmamış, gözüm morarmamış, insanlar arasında kargaşaya sebep olmamış oluyorum.

Milet’li filozoflardan biridir. O’na göre ilk madde havadır. Hava, sonsuz bir hava denizi olarak evreni kuşatır ve yer de bu hava denizinde düz bir tepsi gibi yüzer.

Anaximadros’u tam bir düşünür yapan yalınlaştırıcı açıklama denemesi; onun gerçekteki çokluğu düşüncede bir birliğe bağlamak istemesidir.

Thales

Bilimsel düşüncenin göreli olarak en arınmış biçimini görebiliriz Milet’li Thales’te. Milet, İzmir’in güneyinde Söke-Milas yolunun batısında. Bugünkü Balat köyü civarı…(s.19)

585 yılındaki Güneş tutulmasını hesaplayıp haber vermiş kendileri. Bir takım geometri teorilerini bulmuş olduğu da söylenmekte. Thales; suyu, sıvı olanı, arkhe, yani her şeyin başı, kökü,ilkesi sayıyormuş. Onun felsefesinin özü budur. Herşey sudan türer suya döner. Düz bir tepsi gibi olan yer de su üstünde, sonsuz Okeanos’ta yüzer.

Felsefenin babasıdır. O’nu “felsefenin babası” yapan, doğa görüşünü deneylere ve bu deneyleri düşünce ile

Turner (1991), Foucault geleneğinde din ve sekülerleşmenin materyalist bir kuramını önerir. Dini inanışların içeriğinden çok etkileriyle ilgilenmesine rağmen, hem Durkheimin işlevselci ‘sosyal çimento’ düşüncesini hem de fenomenolojinin öznel din ilgisini bir kenara iter. O, dinin rolünün ve bu rolün modernitedeki gerilemesinin insan varhğının -malların üretimi ve vücudun yönetimi- iki ana maddi yönlüyle yakından bağlantılı olduğunu savunur. Dinin modernite öncesindeki rolünü ekonomi yararına vücut cinselliğini kontrol etme olarak algılar. Ne zamanki bu ekonomik gereklilikten çıktı, dinin…

Foucault, insan varlığını dil gibi çalışan bilgi biçimlerine -söylemlere- bağımlı olarak gören bir post-yapısalcıdır. Diller/söylemler bizim için gerçeğin tanımını yaparlar. Düşünebilmek için bu tanımları kullanmaya mecburuz. Dünyayla ilgili sahip olduğumuz bilgi bize yaşamımızı

Pinle!