Top

İnceleme

Sonunda Kafka'ya yapılan yorumdan da tüm gizleri ve sorularımın cevaplarını buluyorum. Boşunaymış meğer sorularım, ama Kafka'yı gerçekten anladım. Önemli olan Dava, Joseph K., Kanun v.s. değilmiş; önemli olan Kafka'nın sorgulamasıymış. Hayatıyla yüzleşmesi ve bu sorgulamanın/imgelemin, hayatındaki sıkıntıların yansımasıymış. Kendi yaşamından bütün izleri bulabiliyoruz eserde okurken...

Turner (1991), Foucault geleneğinde din ve sekülerleşmenin materyalist bir kuramını önerir. Dini inanışların içeriğinden çok etkileriyle ilgilenmesine rağmen, hem Durkheimin işlevselci 'sosyal çimento' düşüncesini hem de fenomenolojinin öznel din ilgisini bir kenara iter. O, dinin rolünün ve bu rolün modernitedeki gerilemesinin insan varhğının -malların...

Foucault, insan varlığını dil gibi çalışan bilgi biçimlerine -söylemlere- bağımlı olarak gören bir post-yapısalcıdır. Diller/söylemler bizim için gerçeğin tanımını yaparlar. Düşünebilmek için bu tanımları kullanmaya mecburuz.  Dünyayla ilgili sahip olduğumuz bilgi bize yaşamımızı sürdürdüğümüz yerlerde ve zamanlarda karşımıza çıkan diller ve söylemler tarafından sağlanır. Bundan dolayı kim olduğumuz, doğru olarak neyi bildiğimiz ve ne düşündüğümüz
düzensiz bir biçimde kurulur. Şöyle ki, bilgi ve düşüncelerimiz -kimliklerimiz- kontrolümüz dışında yer alan gerçeklik tanımlarıyla biçimlerıdirilir. Post- yapısalcılık terminolojisinde, biz söylemlerle kuruluruz .
Foucault, tarihi, söylemlerin yükselişi ve düşüşü olarak tarif etmiştir. Sosyal değişim bilginin yürürlükte olan biçimlerindeki değişimlerle alakalıdır. Tarihçinin işi bu değişimlerin taslağını çıkarmak ve sebeplerini saptamaktır. Rasyonalistlere zıt olarak Foucault bu süreçte hiçbir ilerleme unsuru görmedi. Realitenin tek bir yolla bilinmesinde
yaşanan değişim, hakikat için bir zafer değil basit şekilde politikanın -iktidarın varlığının- sonucudur. Foucault, Kuhn’un bilimsel bilgiyle ilgili görüşüne benzer relativist bir bilgi görüşüne sahipti. Kuhn’a (1970) göre bilimsel bilgi belirli paradigmalara bağlıydı; fakat Foucault için tarih içinde farklı kültür ve zamanlardaki insan bilgisi söylemlere
bağlıydı. Her ikisine göre de bilgi üretimi politik bir süreçti -iktidarın kullanımının bir ürünüydü. Güç sorunu Foucault’cu düşüncenin merkezindedir.

• İktidar özneler (insanlar) üzerine söylemlerle uygulanır, çünkü biraz düşünebilmek için -‘var olmak’ için- bir söylem tarafından sağlanan terimlerle düşünmek zorundadırlar, insanlar söylemin iktidarına tabidir.

Roman her insanin düşüncelerini göz önüne sürdüğünden dolayı bize farklı bir bakış açısı sağlamakta. Bu ve benzeri davranışları görmemizde bizim hayatımızda yapacağımız hataları önceden görmemizi sağlayıp düzgün davranışlara sebep olabilecek düzeyde....

Film üzerine şöyle bir alıntı yapmam gerek ilk önce "X-Men'in favori karakteri Wolverine için ayrı bir film çekileceğinin duyurulmasından sonra, heyecanla beklenmeye başlayan film 1 Mayıs'ta vizyana girdi."  Wolverine'i oynayan kişi Hugh Jackman, wolverine'in yönetmeniyse Gavin Hood. Senaryo da David Benioff'tan.Film mutantlar ve insanlar arasındaki...

Durkheim–> Kutsal varlıklarla ilgili her türlü ibadet ve inançlardan oluşan bir sistem.

Din,kültürel bir olgudur,kurumdur. Zamandan zamana, kültürden kültüre değişir.

Dinlerin birtakım temel öğeleri var;

  1. Öncelikle dinlerin birtakım kutsal simgeleri vardır. Haçtır, kilisedir, camidir, peygamberin hırkasıdır, buda heykelidir… Dinler bunlar ile simgeleşir.
  2. Kutsal kabul edilen inanç ve değerler vardır her dinde. Örn; meleklerin varlığına inanma kutsaldır, evrenin tanrı tarafından yaratıldığı kutsaldır. Bazı değerler vardır, peygamberler değerlidir, melekler değerlidir, tanrı değerlidir… Özellikle sistemin kendisi çok değerlidir.
  3. Bütün dinlerde tapınma seramonisi vardır. Mevlüt, cuma namazları, kilise ayinleri ritüeldir.
  4. Her dinde bir cemaat vardır.

Din, sosyal ilişkilerde ortaya çıkan bir kültürel olgudur. sosyal ilişkilerle oluşturulur. Kendi kendine oluşmaz. O nedenle bir cuma namazı vardır, pazar ayini vardır…

Bir romanı incelemek için aşağıya sıralayacağım soruları cevaplamamız gerekir. Ama bir zorunluluk da yoktur tabi. Ek olarak da söylemek gerekirse, benim yazdıklarımdan daha fazla inceleme sorusu da mevcut. Sorular şöyle;

  1. Roman ve yazar hakkında bilgi edininiz.
  2. Romanın bibliyografyasını-künyesini- yazınız. (Yazarın soyadı, adı, kitabın adı, baskı sayısı, yayınevi(adresi değil), yer, yıl…)
  3. Romanın konusunu belirtiniz.
  4. Romanın anadüşüncesi nedir?
  5. Romanda belli başlı hangi sorunlar işlenmiştir? Bu sorunlarla ilgili olarak yazarın okura iletmek istediği mesaj veya mesajlar nelerdir?
  6. Romanın bir planını çıkarınız.
  7. Romanda olaylar; oluş sırasına göre mi yoksa geriye dönüşlerle mi verilmiştir?
  8. Romandaki ara düğümleri, düğümü ve ana düğümleri belirtiniz.  Not:Düğüm; merak uyandıran öğedir. Nedeni belli olmayan ve nereye varacağı belirsiz olaylar, insanda merak uyandırır. Bu merak öğeleri düğümdür. Ana düğüm; romanın başında anlatılan sonunda çözülen düğümdür. Ara düğüm; Ana düğüm devam ederken onu desteklemek için ortaya atılan ve bir süre sonra çözülen küçük merak öğeleridir.
  9. Romanda başlıca karakterler kimlerdir? Hangi özellikleriyle vurgulanmışlardır? not: Karakterler ikiye ayrılır; ana karakter-romanın neredeyse tamamı bu kişiyle ilgilidir. Anadüşünceyi o temsil eder. Olaylar onun çevresinde döner. Anadüğüm de ana karaktere bağlıdır. Ana karakter için temel ölçüt ilgi çekici olması gerekir. Karakterler üç yönden incelenir: Fizyolojik yön-Görünüş-, Sosyolojik yön-Kişinin ailesinin toplumsal durumu,statüsü, yetiştiği cemre, eğitimi vs- , Psikolojik yön-Kişilik özellikleri vs-
  10. Romanda olaylar hangi zaman diliminde başayıp bitiyor?