Top

İnceleme

Bir markete girdiniz. Bakkal “O! Hoşgeldin!” diye sizi içeri davet ettiği gibi yeni gelen yiyeceklerden tattırdı. Yeni demlediği çaydan sizler de demlendiniz, alışveriş yaparken. Hatta bu da yetmedi sizi dışarıya götürdü ki bakkalı teslim etmiştir birisine, kafede birşeyler ısmarladı. Ve sizlere hissettirmeden de yenilen ve içilenin ücretini ödedi. Size söz konusu dahi ettirmedi. Kendi kişisel hayatından birşeyler paylaştı, eşinden bahsetti. Sizin burslu bir üniversite öğrencisi olduğunuzu öğrendi. Evini aradı ve karısına yemekler yapmasını söyledi. Akşama da işiniz olmadığı için arkadaşınızı da alıp gittiniz. Çok gariptir ki aldığınız ürünler aklınıza geldi ve aslında hepsine paranızın yetmediğini fark ettiniz. Bakkal ise siz konuyu açtığınızda hemen kapatmaya çalışıyor ya da sonra hallederiz diyor. Bu konuyu takma kafana diyor.

Böyle bir durumla karşılaşmak şu zaman için mümkün mü bu tartışılır bir konu aslında. Sanayileşmenin egemen olmadığı, yeni yeni oluşumların kurumlaşmanın gerşekleştiği, kapitalizm öncesinde mümkündü hatta şimdi de o dönemleri yaşamış bazı küçük bölge esnafının bunu gerçekleştirdiğini de görebiliriz. Ama yeni nesile miras kalanlar haricinde, karşılığını zamanında almanın esas olduğunu gözlemleyebilmekteyiz.

Gözlerinizi yavaş yavaş açıyorsunuz. Size anlatılanlar birer birer gözlerinizin önünde canlanıyor. Olayların korkunçluğuna dayanamıyorsunuz. Gördükleriniz karşısında hayretlerinizi gizleyemiyorsunuz. Olayı çözmeye çalışıp içine dahil oluyorsunuz. Ve olayın ne olduğunu öğrendiğinizde gözlerinizi tekrar kapıyorsunuz.Siyah ve beyaz...

Emile Durkheim, sosyolojinin kurucularından sayılan Fransız Sosyolog ve İntihar adlı önemli araştırmanın sahibi.Durkheim, intiharı incelerken 5 Avrupa ülkesini incelemiş dönemine ait. O dönemin istatistik verileriyle analizlerde bulunmuş. İlk önce intiharın tanımlaması, sonra inceleyeceği konuya dahil olmayan çeşitleri, sonra dahil olanları içinde ayrımını, nedenlerine ne toplumsal...

İmdb’den bilgi almak için buraya tıklayınız

Filme dair sitenin görülmesi içinse buraya tıklayınız…

Filme dair bilgiyi vermeyeceğim bu kez. Kaynaklarını verdiğim için değinmiyorum.  Film Onur’un ve Zeynep’in partiye gitmesiyle başlıyor ve Zeynep erkek arkadaşıyla sorunlar yaşamakta olarak gösteriliyor. Bu sırada da hiç konuşmayan Onur’un yanına geliyor. Herşey böyle başlıyor. Onur’un hiç konuşmadığını öğrenen Zeynep, hayatının erkeğini bulduğunu iddia ederek başlıyor. Zeynep’in alışma süreci ve bu aşka dair yaşanan zorlukları gözler önüne seriyor film. İlginç bir değinim… İlginç bir zihinleri aydınlatma ürünü bu

Filme dair bilgi almak, forumuna bakmak, görüntülerini izlemek için buraya tıklayın

İmdb’den incelemek içinse buraya tıklayın

Filmi indirmeniz için bağlantı veriyordum ama bu film için vermem. Çünkü emeğe saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum bu film için. Amerikan filmleri için aynı şeyi düşünmüyorum.

Adam Buosdukos’un ve Fatih Akın’ın yazdığı Fatih Akın’ın yönettiği güzel senaryoya sahip bir film. Adam ayrıca filmde başrolde ve film onun çevresinde olup bitenlerle ve kendisiyle ilgili ilginç bir hayat kesiminden görüntüler sunuyor. Hayatınıza ve anınıza biraz da olsa ışık getireceğine inanıyorum.

Zinos, Almanya Münih’te restoran işleten ama restoran derken görünüşle pek uyuşmayan bir yerde şef -yönetici. Restoranın sahibi yani… Sevgilisinin ailesiyle olan yemeğe gidiyor, Neumann adlı arkadaşıyla karşılaşıyor onun ne pislikler yapacağından habersiz, sevgilisi sonra iş için Çin’e gidiyor, Zinos bir kaza atlatıyor ve sigortasız olduğu için de başına gelmedik kalmıyor. Filmde çoğunlukla Zinos belinden sakat. Bu yüzden de buna dair kişilerle karşılaşıyor işiyle ilgilenemiyor vs vs…