Top

Hasan Yasin TÜRKYILMAZ Dijital pazarlama uzmanı, growth hacker, dijital stratejist, eğitmen

  • All
  • Dijital medya
  • Dijital reklam
  • Dijital strateji
  • Eğitim
  • Growth hacking
  • Haber
  • İnceleme
  • Kişisel
  • Kurumsal
  • Markalar
  • Medya
  • Rehber
  • Teknoloji

İlk defa kitabını okudum. Bir relam üzerine kitabı almak pek huyum değil ama edebiyat merakı işte. Evrest Yayınları'na ait 1.Basım'ı okuma şerefine nail oldum. Tam 134 sayfa. Güzel bir grafik tasarımına sahip kitabın ön yüzü, arka tarafı da fotoğrafçısının güzel bir işi...

Herkes bilir para kazanmanın yolu reklam almaktan geçer. Ama reklam alabilmek için önemli şirketlerden iyi bir hite sahip olmanız gerekmekte yoksa size reklam vermemekte. Bense size daha farklı birşeyden söz etmek istiyorum. Sitenize 10000 lik bir hit çekemiyor olabilirsiniz ama hatırı sayılır da bir ziyaretçiniz varsa hiç üzülmeyin siz de reklam alarak en azından host’unuzun giderlerini karşılayabilirsiniz. Bunun içinse red alacağınız için korkmayın. Size, red almadan reklam alabileceğiniz şirketleri(adresleri)  tanıtacağım şimdi ;

  1. En iyisi Reklamstore… Adresine .  Bu reklam sitelerine girdiğinizde yönergeleri takip ederek üye olun ve sitenizi onaylı konumuna getirin ve reklam kodlarınızı sitenizin en güzel yerlerine kullanıcıyı sıkmayacak şekilde koyun.  Tıklama başına en iyi geliri getirin reklamstore, ayrıca kolay ve güzel bir kullanıcı arayüzüne sahip. Ben diğer sitemde bunu kullanıyorum.
  2. İyilerden Adhood… Adresi . Bu reklam sitesi de ayrı ve güzel bir gelir kaynağı. Çeşitli özelliklerde reklamlara sahip ve bu yüzden de bir hayli avantajlı. Ben sitemde bunu kullanıyorum örneklerini sayfalarımda görebilirsiniz. En önemli reklamıysa Toolbar. Head arasına koyduğunuz koduyla ilk sıralarda açılır. Sistemi pek kasmaz ama birazcık gecikme yapıyor doğrusu site açılırken siz de farketmişsinizdir.

Gerçek şu ki; İstiklal Marşı refah ortamında yazılmadı. Nasıl gece olduğunda pencereden aşağı baktığında karanlık seni ürpertiyorsa bir sorun da birşeyler yazmanın tetikleyicisi olabiliyor.

Herşey apaçık olsaydı bilime gerek kalmazdı demiş azizin biri. Daha kısaca, ihtiyaç duyulur, bazı şeylerin açığa çıkması için. Galiba ben de aynı sebeple tekrar aynı hatayı yaptım. Yine doğru şeyleri dile getirdim. Bazı şeyler yazmama sebep olduğu için de kırık mutluluğa sahibim.

Sürekli benii meşgul eden sorunlar, insanların sorunları… Köleliği hiçbir şekilde kaldıramaz benliğim/nefsim. Haksızlığa tahammül edemem. Bu yüzden de insanların haklarını savunmayı, para uğruna yapan avukatlardan olmak istemedim. Haklarını savunurken halkımın, cahil kafasıyla da beni engellemeye çalışırsa o halk işte bu onların en kötüsü olmakta…

Beyin vücuttaki nöronların %90’ından fazlaasını içerir. Fizliksel olarak beyin üç farklı alandan oluşur: arka beyin, orta beyin ve ön beyin. Bu alanların işlevleri genellikle örtüşür.

Arka beyin, en ilkel omurgalılarda bile bulunur. Beyincik, pons ve medulladan oluşur. Medulla omuriliğe en yakın olan dar bir yapıdır. Vücudun sol tarafından gelen sinirlerin pek çoğunun beynin sağ tarafına geçtiği ya da tersinin olduğu noktadır. Medula nefes alıp verme, kalp atışı ve kan basıncı gibi işlevleri kontrol eder. Pons medullanın hemen üstünde yer alır ve beynin üst kısmını beyinciğer bağlar. Ponsta üretilen kimyasal maddeler uyku uyanıklık döngüsünü sürdürmemise yardım eder. Beyincik iki yarımküreye ayrılmıştır ve özellikle denge ile ilgili belirli refleksleri kontrol eder. Bedenin hareketlerini düzenler.

Orta beyin, arka beyin ve ön beyin arasında yer alır ve işitme ve görme için önemlidir.

Ön beyin, beyin sapı tarafından desteklenir ve kafatasına uymak için bir parça kıvrılarak beyin sapı üserinde tomurcuklanmıştır. Talamus, hipotalamus ve beyin kabuğunu içerir. Talamus koku dışındaki diğer duyuların alıcı hücrelerinden gelen mesajları geçirir ya da iletir. Hipotalamus güdülenme ve durguları yönetir ve stres durumunda sinir sisteminin tepkilerinin düzenlenmesinde rol alır.

Sorun çözme durumunda gruplara, tek tek kişilerden daha dikkatli ve sorumlu davranacakları beklentisiyle daha fazla güvenilir. Riske kayma ve daha genel bir olgu olan uçlara kayma konusundaki araştırmalar, grupta karar almanın gerçekte üyeleri risk almaya ya da dikkatli olmaya yönelterek aşırı çözümler ortaya koyduklarını göstermektedir. Grubun etkililiği, görevin doğası, grubun kaynakları, üyelerin nasıl bir etkileşimde bulunduğu gibi faktörlere bağlıdır. Grup sargınlığı, grup değerlerine uyarak yapay bir uzlaşmanın sağlanmasına ve kendini aldatma ile nitelenen bir düşünce örüntüsü olan grupdüşünmeye yol açabilir.
Büyük insan kuramına göre, liderlik kişiyi başkalarına önderlik etmeye yetkili kılan kişisel özelliklerin bir işlevidir. Bir diğer kuram da liderliği doğru zamanda doğru yerde olmaya bağlar. Etkileşimsel görüşe göre ise liderin ve

Yayınlamalara ve Facebook'taki grubun yayınladığına bakılırsa Temmuz'un 21'inde Prison Break'in gerçekten son iki bölümü film oluyor ve böylece de aramızdan çekiliyor. Buradan da filminin satışa sunumunu görebilirsiniz....

“Özgür yazılım” para ile ilgili bir sorun değildir, bir özgürlük sorunudur. Bu kavramı anlamak için “düşünce özgürlüğü”nü düşünmeniz gerekir, “nerede beleş oraya yerleş” gibi değil.

Özgür yazılım, kullanıcıların yazılımları çalıştırma, kopyalama, dağıtma, öğrenme, değiştirme ve iyileştirme özgürlükleriyle ilgili bir sorundur. Daha kesin olarak, yazılım kullanıcıları için, dört çeşit özgürlüğe atıfta bulunur:

* Hangi amaç için olursa olsun, programı çalıştırma özgürlüğü (0. özgürlük).
* Kendi ihtiyaçlarınıza uyarlamak için programın nasıl çalıştığını öğrenme özgürlüğü (1. özgürlük). Kaynak koduna erişim bunun için bir önkoşuldur.
* İhtiyacı olanlara yardım edebilmeniz için programın kopyalarını dağıtma özgürlüğü (2. özgürlük).
* Bütün toplumun faydalanabilmesi için programı iyileştirme ve yaptıklarınızı halka açma özgürlüğü (3. özgürlük). Kaynak koduna erişim bunun için bir önkoşuldur.(gnu.org)

Alman ideolojisi, sosyolojik bir toplum kavrayışını savunuyor, toplumu uzlaşmaz toplumsal sınıflar, işbölümü ve özel mülkiyet biçimleri üzerinde kurulmuş, belirli bir yapı olarak görüyordu.

Tarihsel gelişmeyi de özgül üretim tarzları karakterize ediyordu: Toplum, köleci ve feodal toplumdan kapitalist topluma doğru, farklı aşamalarla ilerlemekteydi.

Marx’ın genel tarih teorisinde; toplumsal değişim çatışmalarla ve mücadelelerle, daha kesin olarak da, herhangi biir toplumun üretici güçleri ile toplumsal ilişkileri arasında varolan çelişkilerle gerçekleşmektedir.Demek ki tarihsel gelişmenin, üretim tarzlarının daha üst toplumsal oluşumlara doğru gelişmesi zorunluluğuna bağlı olan bir modeli, bir anlamı vardır: Böylece sosyalizme, zorunlu olan toplumsal değişimde bilimsel bir temel kazandırmaktır.

Marx’ın diğer önemli düşünceleri emek ve insanın emeğine yabancılaşması. Emek kavramına işgücü olarak da değinir. Üretim, mübadelenin zararına olacak şekilde vurgulanmış ve artı değer, sermaye birikimi ile ekonomik kriz teorisinin temeli atılmıştır. Bunlar Kapital’e egemen olan temalardır. Marx, “Kapitalizm, yapısı çelişkilere dayanan bir üretim sistemi; insani değerleri dışsal şeylere dönüştüren bir toplumsal sistem olarak kavranmaktadır.” özlü ilkesine hayatının sonuna kadar sadık kalmıştır.

Marx, emeği “insanın kendi kendini gerçekleştiren özü” olarak tanımlamıştı; politik ekonomi onu bir nesneye, dışsal bir şeye dönüştüren bir faaliyetti. İşçi klasik politik ekonominin gözünde, “piyasa fiyatlarındaki bütün dalgalanmalara, sermayenin kullanılmasına ve zenginlerin kaprislerine giderek daha bağımlı hale gelen, soyut bir etkinlik ve mide”ydi. Böylece insan faaliyeti, insani olmayan bir çerçevede tanımlanmış oluyordu.

Haziran’ın 16’sında elime geçmişti ama şimdi yazmaya muktedir olabildim. Chip’in sayfalarında gördüğümü hatırladığımda dükkandaydım ve sınavlarımda bittiği için binbir hevesle aldım. Ben 70TL’ye aldım. Ama sizler 50TL ve aşağısına da bulabilirsiniz.Aldığıma da değecek bir ürünmüş keşke zamanım olsaydı. Daha çalışmalarımı yetiştiremedim ameliyat olduğum için. Neyse incelememe döneyim.

Ürün o derecede başarılı olduğu kadar fiyatı da performansına görece ucuz. Ben kazık yedim tabi. Araştırmak herşeyin birinci kuralı olmalı. Direksiyonu tanımlamak gerekirse tam bir çakal kasa.( Gençgrafik’teki Cihan abinin deyimiyle) Direksiyon diğer ucuz olan konsollara göre gerçekmiş gibi bir deneyim yaşattırmakta oyunu oynarken. Gaz ve fren pedallarına sahip. Bunların kaymaması için altlarında süngerler var ve pedallar da yaylı. Onlar da güzellik sunuyor oyundayken. Titreşime sahip olması da ayrı bir avantaj. En azından duvara tosladığınızda çarptığınızı anlayabiliyorsunuz. Yolda giderken bile titreşimler oluşturuyor. En önemlisi oyunun bunun için belirtmiş özelliklerde olması gerekiyor. Yani oyunda yoksa konsol için belirgin ifadeler, siz bundan zevk alamazsınız. Ama ben bunu Collin Mcray 05 ile ve NFS Undercover ile test edebildim.