Top

Author: Hasan Yasin Türkyılmaz

  • All
  • Analiz
  • Dijital pazarlama
  • Dijital, İyi Şeyler Podcast
  • E-Ticaret
  • Eğitim
  • Growth hacking
  • İnceleme
  • Kişisel
  • Rehber
  • Reklam
  • Sosyoloji
  • Teknoloji
  • Wordpress

[caption id="" align="aligncenter" width="501" caption="Aw surveys"][/caption]AwSurveys anket şirketi daha önce bu yazıda da belirtmiştik. Aslına bakarsanız hala bu sitenin sahtekar mı gerçek mi bir site olduğundan emin olamadım. Ama dün bir şey öğrendim. Bu siteyi takip etmeyi, hesabınızı yani ziyaret etmeyi 45 gün boyunca bırakır...

Evet! Pilli Network’te yazarsınız! Tamamen Türkçe yazarsınız. Ne kadar okunduğunuza bakarak o ayki reklam gelirinin yüzde 70’i yazarlar arasında bölüştürülür ve 20 USD aşılınca Stopaj ve masraflar çıkartılarak size ödeme  yapılır.

Amaç kısa kısa yazılar ile okunmak ve dolayısıyla kazanç sağlamak.

Cevabınız elbette ise sizlere harika bir tavsiyem var. Bunu çoğu kişi biliyordur ama bilmeyenler de elbette vardır. Uzun bir aradan sonra güzel bir tavsiye ile yine geldim.

Bu bahsedecek olduğum yöntemi çoğu forumda zaten görüyor ve biliyorsunuz ama ne olduğunu anlamamış olmalısınız. Canınız film izlemek istediğinde, bir program bulmak istediğinde, dizileri yüksek kalitede ve alt yazılı izlemek istediğinizde ve bunun benzeri durumlarda birşeyler indirmek için forumlara ya da bireysel indirme linkleri sunan sitelere yönelmişizdir.

Mesela cehennem adası diye bir film var ise vizyonda, bunu indirmek istediğinizde karşınıza 200 mb’lık, rapidshare’e, hotfile’a, fileserve’e, netloadin’e yüklenmiş parçalar ile linkleri görürsünüz. Her bir parçayı indirdiğinizde ise ve extract(rar’lı olarak sıkıştırılmıştır ve çıkartmanız gerekir 1’den başlar ve eksiksiz parçalar ile sonuncu part’a kadar gider) edilir ve film karşınıza çıkar. Siz bu filmi indirdiniz de size bu hizmeti sağlayan kişi; yani filmi parçalara bölüp rar’ladıktan sonra  kaç saat upload edilmesini bekledikten sonra forum forum bu işini paylaşıma sunan; ne elde etti bu eylemden?

Ülkemizde görmek bunu açıkçası imkansız. Çünkü soldaki insanın kandırıldığını, devleti(ki devlet de kutsaldır islamca) yıkıp hristiyanlığı getireceği öne sürülür. Bir bakıma da haklılardır da… Çünkü bazı solcular ki solcular içinde bir birlik değildir elbette, daha da daraltırsam sosyalistler; Marx’tan yola çıkarak “Din, halkın afyonudur.” der. Tamam, doğru ama siyasi yönden gerçekleşir bu mesele.

Din insanın özelidir, inanç olmadan birşeyler yapabilmek imkansızdır. Bir ateist, deist dahi bir inanca sahiptir. Ve bu onun özelidir. Onu ayakta tutandır. Bundandır ki Marx’ın, kaynağını belirtemeyeceğim tabi, dinin insanların ihtiyacı olduğunu da belirtir. Buradan yola çıkarak Marx, hristiyanlığın bozulmuş olduğunu ve iç karışıklığını da gördüğü için komünizmi kendi içsel deneyimi olan Ortodoks Hristiyanlık yani kitaba bağlı olan hristiyanlık ile eşleştirmiş daha doğrusu ortodoksluk ile desteklemiştir. Yoksa bu sistemin ayakta kalamayacağını, ekonomik sistemin din ile perçinlenmezse oturmayacağını biliyordu. Buradan yola çıkarsak, bana göre, ülkemizde de buna benzer durum mümkün olabilir. Neden olmasın ki!

Ülkemizde yoksul kesim, hizmet sınıfı, profesyoneller kısacası sömürülenler var öyle değil mi? Emperyalist ve kapitalist akımlar ve kişiler sömürmekteler. V kapitalizmin  dini  yoktur. Dinimizin ne olduğu fark etmeksizin amacımız ve isteklerimiz aynı aslında. Emeğin sömürülmemesi, eşit işe eşit ücret, devletin adaletli davranması, halkına iyi davranan ve halkını düşünen devletin olması, güvenliğini sağlaması… Bu düşüncelerin sol üzerinde  yer aldığı kesin. Ama CHP,AKP, MHP ve bilumum benzeri merkez! partiler ister sağ görünüşlü olsun, ister sol hepsi bizleri sömürmek, ezmek adına hareket eden ve haklarımızı hiçe sayan sistemleri destekleyen partiler olmaktalar. Ve birisi dini afyon gibi kullanmakta!, birisi halkçı geçinmekte ki Fransa’ya neden gider bir muhalefet partisi anlamış değilim!, birisi ise iktidarı desteklerken iktidara köstek olup emperyalistlere hizmet eden PKK’lılar ile tokalaşmakta!

Bir markete girdiniz. Bakkal “O! Hoşgeldin!” diye sizi içeri davet ettiği gibi yeni gelen yiyeceklerden tattırdı. Yeni demlediği çaydan sizler de demlendiniz, alışveriş yaparken. Hatta bu da yetmedi sizi dışarıya götürdü ki bakkalı teslim etmiştir birisine, kafede birşeyler ısmarladı. Ve sizlere hissettirmeden de yenilen ve içilenin ücretini ödedi. Size söz konusu dahi ettirmedi. Kendi kişisel hayatından birşeyler paylaştı, eşinden bahsetti. Sizin burslu bir üniversite öğrencisi olduğunuzu öğrendi. Evini aradı ve karısına yemekler yapmasını söyledi. Akşama da işiniz olmadığı için arkadaşınızı da alıp gittiniz. Çok gariptir ki aldığınız ürünler aklınıza geldi ve aslında hepsine paranızın yetmediğini fark ettiniz. Bakkal ise siz konuyu açtığınızda hemen kapatmaya çalışıyor ya da sonra hallederiz diyor. Bu konuyu takma kafana diyor.

Böyle bir durumla karşılaşmak şu zaman için mümkün mü bu tartışılır bir konu aslında. Sanayileşmenin egemen olmadığı, yeni yeni oluşumların kurumlaşmanın gerşekleştiği, kapitalizm öncesinde mümkündü hatta şimdi de o dönemleri yaşamış bazı küçük bölge esnafının bunu gerçekleştirdiğini de görebiliriz. Ama yeni nesile miras kalanlar haricinde, karşılığını zamanında almanın esas olduğunu gözlemleyebilmekteyiz.