Top

Sizinle yatmış mıydık?

Sizinle yatmış mıydık?

Bu ne biçim soru demeyin hemen! Ben tabiki bu tip soru sorabilen marjinallerden ya da ağzı bozuklardan değilim. Bu soru Kaybedenler Kulübü filminin incelemesi için olabilecek en iyi başlık olabilir diye düşündüm. Nitekim de öyle! Bana hak vereceksiniz…
Friendfeed’te orada burada gördüğüm, “Kadıköy’de … yapmayı özletti be!” gibi özlem naraları, bir bar olsun bir müzik grubu olsun, bu tip şeyleri hatırlattı. Sonra tabi filme girmeden önce de afişi görünce de hiç iyi şeyler göreceğimi sanmıyordum. Çünkü Nejat İşler’in içinde yer aldığı her filmde cinsellik yer alıyor ve ben bundan hoşlanmıyorum. Hoşlananlar da var elbet. Birşey diyemem tabi o insanlara…

Filmin özeti;

Her kelimenin aralarındaki kesikler ile bir konuşma başlıyor. Radyo programı olduğunu anlıyoruz. İki kişi kendi arasında konuşuyor öyle. Fark ettiğimiz kadarıyla da pek dinleyici yok.  “Standart”ın dışına çıkıp hayatı anlamlı kılmaya çalışıyorlar beraber. Yalnızlıklarını gelip geçen kadınlarla dolduruyorlar. Mete ve Kaan… Birisi plak ve koleksiyonunun tutkunu, diğeri alternatif kitaplar basan, kafasına göre bir yerlere gidip aynı yerin farklı fotoğraflarını çeken birisi…

Dediğim gibi kimsenin dinlemediği bir radyoda iki kişi kendi arasında konuşuyor. Yeterince doğaçlama giden bir yalnızlar programı, kendi yalnızlıklarını paylaşırken dinleyenleri bir şekilde gitgide artıyor ki samimiyet olsa gerek etken, bu da kaybedenler kulübünün üyelerinin artmasına neden oluyor. Gittikçe şöhretleri artıyor ve sonundaysa yine kendi bildik hayatlarına ve standartlarına geri dönüyorlar.

Filmin güzel yanları;

Filmin en sevdiğim tarafı kitaba, plaklara daha doğrusu eskiye, radyoya, vurdumduymaz tavırlara, elindekiler ile yetinmeye değer verilmesi oldu. Fotoğraf, yönetmenlik, grafik işleri ise ayrı bir harika bu filmde. En güzeli de filmde kullanılan müzikler elbette…

Filmdeki kötü yanlar;

En başında da dediğim gibi, filmde Nejat İşler var dostlar. 😀 Yani filmdeki ifadeleri ile de “Pompa, L’pomp,vs…” , seks, yatmak, kadının aşağılanması, saygısızlık, ateistlik(ki dünyanın hangi yerinde böyle şeyleri görebileceğimiz tartışılır), küfür önplana konulmuş.  Zaten eleştirilen de bunlar bu filmde.

Neden herşeye bir görev,  anlam atfediliyor? Neden görgü kuralları mevcut? Ama içinde yer aldığım ideoloji bu tip eleştirinin dahi uygun olmayacağını söylüyor. Doğru sözü edilenler, ama hayat bu senaryonun anlattığı ve bilinçlere işlettiği kadar boş değil!

Bu filmi seversiniz izlediğinizde büyük ihtimalle. Çünkü film değil de Mete ve Kaan’a ait bir anı izliyor hissine kapılırsınız. Bir zamanların Sıdıka’sını da bu radyo programını dinlerken bulursunuz, hem de büyük bir iştahla! Tıpkı Çakal’ın, kuşbeyinlinin, Brit’in vb insanların da dinlediği gibi… Tabi siz de radyo dinlediğiniz için, filmden pek sıkılmazsınız da…

En önemli sözlerden biri de bu olsa gerek bu filmde…”Ölüm gibi ciddi bir olgu varken soru varken diğer soruların ciddiyetliği ne kadar doğru?”

Sitenin adresi;

İMDB adresi

http://www.imdb.com/title/tt1808223/


Bu da en ucuzundan satış bağlantısı;

Kaybedenler Kulübü Kollektif

Siz neler düşünüyorsunuz? Yazımızı beğendiyseniz aşağıdaki butonlardan tavsiye edebilirsiniz, paylaşabilirsiniz veya yorumlarınızı sunabilirsiniz. Teşekkürler okuduğunuz için!

Bir önceki yazımız olan Adalet peşinde ~ Law Abiding Citizen (2009) başlıklı makalemizde abiding, adalet ve amerika hakkında bilgiler verilmektedir. Daha fazla yazımızı görmek için HYTürkyılmaz Dijital pazarlama ve growth hacking blogu anasayfası'yı ziyaret edebilirsiniz. Yazımızı aşağıdaki paylaşım butonlarıyla paylaşarak sevginizi yayınız! Teşekkürler!

Hasan Yasin Türkyılmaz

Sosyolog, dijital stratejist. Dijital medya, reklam ve growth hacking eğitimleri ve hizmetleri sunarım. PC, konsol fark etmez. Oyun oynamayı severim.

Tüm yazıları - Websitesi

Beni takip edin!:
TwitterFacebookLinkedInPinterestGoogle PlusDiggFlickrStumbleUponYouTubeYelpRedditDelicious